10 ülkede gümüş, çelik takı ve saat ürettiriyor 70 ülkeye ihraç ediyor

Gaziantepli İbrahim Kaygısız, işini 1995’te İstanbul’a taşıdı ve 2000 yılında Çemberlitaş’taki Çadırcı Han’ı alarak, firması İpekyolu için 7 bin metrekarelik showroom yaptı. Kaygısız’ın firması İpekyolu, 10 ülkede ve Kapalıçarşı’da ürettirdiği takılarla İsviçre ve Çin’de ürettirdiği saatleri 70 ülkeye ihraç ediyor.

ANADOLU’nun ve Kapalıçarşı’nın kuyumculuk ve mücevherat geleneği, gümüş ve çelik takılarla da dünyaya meydan okuyor. Gaziantep’te 6 yaşında kuyumcu çırağı olarak iş hayatına atılan ve 1970’de 16 yaşında (reşit olmadığı halde) iş kurup ticarete atılan İbrahim Kaygısız’ın firması İpekyolu, 10 ülkede ve Kapalıçarşı çevresindeki imalatçılara ürettirdiği gümüş ve çelik takılarla, kendi markası saatlerle dünyaya açıldı. İpekyolu, 70 ülkeye ürün satıyor ve Sette markasıyla açtığı 3’ü yurt dışında, 32 mağazasıyla yılda yaklaşık 13 milyon lira ciro yapıyor. İsviçre’de bir saat fabrikasını ve markasını satın alacağını da söyleyen Kaygısız, “İmalatımızın yüzde 60’ını yurt dışında yaptırıyoruz; ama, ciromuzun yüzde 75’i de ihracattan” diyor.


Alındım, üniversite bitirdim
İbrahim Kaygısız, Gaziantep halkının eğitime çok değer verdiğini hatırlattı ve şöyle devam etti: “Biz çok yönlü yetiştirildik meslekte. Ustamın bir arkadaşıyla tartışıyorduk ve bana ‘Sus, konuşmak için eğitimli olmak lazım’ demişti. Bu lafa çok alındım ve gece ortaokuluna yazıldım. Mesleğimden kopmadan orta ve liseyi bitirdim. Ders çalışabilmek için de kendi işimi kurmak zorundaydım. O zamanki defterdar ‘18 yaşında olman lazım ama ben riski alıyorum’ dedi ve 16 yaşında Maliye’ye kaydım oldu. Liseden sonra Eğitim Enstitüsü’nü kazandım. Üniversiteyi bitirdiğimde 25 yaşıma gelmiştim. Ustamın o arkadaşıyla sonra karşılaştım ve konuyu anlattığımda ‘Demek ki iyi bir şey yapmışım’ dedi.”


Gaziantep’te oda başkanı oldum
Üniversiteyi bitirip meslekte ilerleyince Gaziantep Kuyumcular Odası’nın başkanı da olan İbrahim Kaygısız, yönetimdeki arkadaşlarıyla şehrin merkezinde kuyumcular için güzel bir çarşı da yaptırdıklarını belirtiyor ve İstanbul’a geliş öyküsünü şöyle anlatıyor:


Dünya vatandaşlığı
“Altınbaş Ailesi ile yakın dostluğumuz vardı. Bana ‘Abi artık İstanbul’a gelmen lazım’ dediler. ‘Gelsem ne olur’ dedim. ‘Çocukların dünya vatandaşı olur’ dediler. Bu laf çok hoşuma gitti. 1995’te İstanbul’a geldik ama
önce biraz bocaladık. Ancak savaşçı ruhumuz sorunların üstesinden geldi. Çemberlitaş’ta 8 metrekare bir dükkânda 4 yıl kaldık. Önce büyük oğlum Mustafa, 14 yaşındayken 1.5 yıl esnaflık yaptı burada. Sonra Hüseyin geldi ve 2 yıl da ikisi birlikte devam etti. Sonra da ben diğer 2 küçük oğlumla komple geldik.”


Çadırcı Han showroom oldu
İbrahim Kaygısız, 4 yıllık küçük esnaflıktan sonra dünya çapında gümüş işi yapma kararı aldıklarını söylüyor ve şöyle devam ediyor: “2000 yılında Çadırcı Han’ı aldık, restore ettik. 7 bin metrekarelik showroom çıktı ortaya. Buradaki kadar çok çeşit ve stok yoktur dünyada. Anadolu, Çin, Tayvan, İtalya hepsi buluşmuş durumda. Pergeli İstanbul üzerine koyup 3.5 saat uçuşa bakarsan 1 milyar tüketici var. Dünyanın en iyi fabrikalarını buldum ve üretim yaptırmaya başladım. 10 ülkede üretim yaptırıyorum, 70 ülkeye ve iç pazara satıyorum.”

Eğitim yükseldikçe gümüş takı öne çıktı

BİR kuyumcu ustası olmasına rağmen 1990’ların sonlarına doğru artık dünyada altın takı pazarının değil gümüş takı pazarının hızlı büyüyeceğini tahmin ettiğini anlatan İbrahim Kaygısız şöyle konuşuyor: “Dünyada gümüş işinde çok büyük açık olduğunu gördüm, çünkü eğitim seviyesi arttıkça gümüş, çelik gibi madenler öne çıkıyordu. Altın yatırım aracı olarak kalıyordu. Kendimce ‘İnsanlar altın takı yerine başka metallere yönelecek’ diye düşündüm ve gümüş işine odaklandım. Kendi imalatımı kurmak yerine, çevredekileri harekete geçirmek istedim. Şu anda sadece İstanbul’da 600’e yakın atölyeye iş veriyoruz.”

Saat markası da yaptım ürettirip dünyaya satıyorum

İBRAHİM Kaygısız, takı üretimini de pazara göre yaptıklarını belirtiyor ve şunları söylüyor: “Rusya’da nasıl bir takı kültürü var; onu araştırıyoruz. Müzelerine kadar giriyoruz ve o pazar için onu üretip satıyoruz. Balkanlar, Orta ve Batı Avrupa, hepsine böyle ürün satıyoruz. Üretimi de kim iyi yapıyorsa oraya yaptırıyoruz. Saat işine de girdik. Türkiye’de genellikle distribütörlükler alınır ve başka ülkelerin saat markaları satılır. Biz itiraz ettik ve kendimiz saat markası tasarladık. İsviçre’de bir saat markasını, fabrikasıyla birlikte almak için masaya oturduk. Yakında sonuçlanır. 4 markamız var. 22 ülkeye 2 yıldır kendi markamız saatleri satıyoruz. Şimdi cep telefonu da ürettirmeyi planlıyoruz.”

Kaynak : http://www.hurriyet.com.tr/10-ulkede-gumus-celik-taki-ve-saat-urettiriyor-70-ulkeye-ihrac-ediyor-13731299